31.9 C
Athens
Τρίτη, 23 Ιουνίου, 2026

Ο Οικουμενικός Πατριάρχης στα εγκαίνια έκθεσης για το Ορφανοτροφείο της Πριγκήπου

Η Α.Θ. Παναγιότης ο Οικουμενικός Πατριάρχης κ.κ. Βαρθολομαίος, το απόγευμα της Παρασκευής, 22 Μαΐου 2026, παρέστη και ομίλησε στα εγκαίνια έκθεσης για την ιστορία του Ορφανοτροφείου της Πριγκήπου, που φιλοξενείται στο Μουσείο της νήσου και την οποία διοργάνωσε, με την βοήθεια ιστορικών, ερευνητών και εκπροσώπων του Πατριαρχείου, το Ίδρυμα Νήσων (Adalar Vakfi).

Ο Παναγιώτατος στην ομιλία του, στην τουρκική και στην ελληνική γλώσσα, αναφέρθηκε στην ιστορία και την προσφορά του Ορφανοτροφείου, ενώ αναφέρθηκε και στην μελλοντική αξιοποίηση του χώρου, καθώς, όπως είπε, δεν καρποφόρησαν οι πολλαπλές προσπάθειες του Πατριαρχείου για την ανεύρεση του ιδιαίτερα υψηλού χρηματικού ποσού που απαιτείται για τη διάσωση του ξύλινου οικοδομήματος, το οποίο έχει καταρρεύσει σε πολλά σημεία. 

Στην εκδήλωση, που παρέστη ο οικείος Σεβ. Μητροπολίτης Γέρων Πριγκηποννήσων κ. Δημήτριος, επιστήμονες, και πολλοί κάτοικοι της Πριγκήπου και της Πόλεως, χαιρετισμό απηύθυνε ο Εντιμ. Δήμαρχος των Νήσων κ. Ali Ercan Akpolat, αλλά και ο Άρχων Μ. Χαρτοφύλαξ της Μ.τ.Χ.Ε. Εντιμολ. κ. Παντελεήμων Βίγκας, που εργάζεται πολλά χρόνια πάνω στην υπόθεση του Ορφανοτροφείου. 

Ακολούθως, ο Παναγιώτατος περιηγήθηκε στους χώρους της εκθέσεως.

Φωτό: Νίκος Παπαχρήστου

Patrik Hazretleri’nin Büyükada Rum Yetimhanesi Sergisindeki Konuşması Büyükada, Adalar Müzesi [22 Mayıs 2026]

Sayın Belediye Başkanı,

Kıymetli Ali Erkut,

Adalar Vakfı’nın Değerli Mensupları,

Sevgili Konuklar ve Adalılar,

Toprağın ve sesin sıfır derecesinden, zamanın yalnızlaştıran ezgisinden, pek bilindik hatıraların ardından, Adalar Müzesi’nin kuruluşunun on altıncı yılı için, bizleri akıbetiyle her vakit düşündürmüş, inatla direncini korumuş, bir sembolün uzamında, toplumumuzun anı mekânlarından, Büyükada Rum Yetimhanesi’nin Sergisinde, bir araya gelmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Pek çok hayatın, öznenin ve hikâyenin içinden, saygıyla selamladığımız yüz yirmi yılı ve çok daha fazlasını, Anadolu’yu, halklarını, kültürel zenginliğini, onun yerleşmiş hakikatlerini, gelenekleri bağlantılayan Prens Adaları’ndan Prinkipo’yu, dostluklara ve iyi komşuluklara, düşünce ve yazın dünyasına her anlamda tesir etmiş, “Orfanotrofion”u uyandırmak, üzerindeki tozları almak üzere yaptığımız konuşmamızda, hatırda tutmanın ve hatırlatmanın; bir işçilik ortaya koyduğunu, anı kurmanın ve hafızaya kazımanın gönüllü olmaktan, emek vermekten geçtiğini; bilimsel çalışmaların yanı sıra, bizzat vicdanla alakalı olduğunu ve kuşkusuz, eyleme geçmeyi gerektirdiğini söyleyebiliriz.

Burada sergilenen eşyalar ve arşiv belgeleri sayesinde, o görkemli yapıda, yıllarca birilerinin yaşadığına, paylaştığına, sevdiğine ve ayrıldığına tanıklık edeceğiz. Gelmiş, yerleşmiş ve bir sebeple göçmüşlerin, gönüllü ya gönülsüz yola düşmüşlerin, aklı Büyükada’nın Hristos Tepesi’nde kalmışların kalp sancılarını işiteceğiz. İnsanlar gibi farklı zamansallıkların da birlikte var olduğunu, bir arada büyüdüğünü geride kalanlar üzerinden okuyacağız. Anlatılanlar kadar anlatılamamış olanlara çektiği dikkat, otobiyografik boyutun korunmasına gösterdiği hassasiyet, suskunlara kurmuş olduğu dille, yeni anlatılara alan açan serginin, sosyolojik üretimin ve iş bölümlü dayanışmanın en güçlü örneği olacağı anlaşılmaktadır. Görsel ve işitsel kayıtlardan müteşekkil malzemenin, hafıza aktarımlarında laboratuvar gereci gibi işlediğini, hatırlayan öznenin tanıklığının iletilmesinde ciddi bir girdi oluşturduğunu gözleme imkânını bulacağız.

Yapı mülkiyetinin 2010 yılında Patrikhanemize iadesiyle, onarımı hususuyla yakından alakadar olduğumuzu, küresel görünürlüğünü artırmak maksadıyla uğraşları sürdürdüğümüzü ve alanın ihyasını öncelediğimizi eklemiş olalım. Bu bağlamda, “Europa Nostra” ve “Avrupa Yatırım Bankası Enstitüsü” işbirliğiyle yürütülen çalışmalar sayesinde 2018 yılında Avrupa’nın, “En Çok Tehlike Altındaki 7 Kültürel Miras Alanı” listesine alınan yapının, Kilisemiz ve toplumumuz için son derece kıymetli olduğunu belirtmek isteriz.

Sözü noktalarken, ışıksız dehlizleri gözetmeyi bilenlere gönülden teşekkür ederiz. Işığa ulaşmayı başaranları, yaşatma mücadelesini büyütenleri, farklılıklara değil, ortaklıklara yoğunlaşanları unutulmamalıyız. Nitekim marifet, iltifata tabidir. Yetimhanemizin her sıkıntısını omuzlamış, direnmeyi ve çözümler üretmeyi felsefe edinmiş, nitelikli sivil toplumun ve sosyal örgütlülüğün kıdemlisi, Cemaatimizin kanaat önderlerinden Sayın Laki Vingas’a, serginin küratörü ve tasarımcısı Sayın Deniz Koç Çeliker’e, bu anlamlı hafıza alanının mimarlarına, Doç. Dr. Yaşar Tolga Cora’ya ve Derya Koç’a en kalbî teşekkürlerimizi sunar, sergi gibi nice etkinliğe, panel ve buluşmaya ev sahipliği yapma nezâketini gösteren Adalar Müzesine nice yaşlar dileriz.

Bu güzel vesileyle, yaklaşmakta olan Kurban Bayramınızı can-ı gönülden kutlarız. Hayır dualarımız ve sevgimiz sizlerledir.

Serginizin gezginleri ve meraklıları çok olsun.

İyi akşamlar.

Σχετικά άρθρα

ΤΕΛΕΥΤΑΙΑ ΑΡΘΡΑ